İlkokul (4.sınıf) insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi (taslak) öğretim programı’na ilişkin görüşlerimiz

Yayınlanma HABERLER

28 Mayıs 2015

2015-2016 öğretim yılından başlamak üzere, ilkokul 4. sınıflarda zorunlu ve 2 ders saati olarak okutulması kararlaştırılan “İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi” dersinin taslak öğretim programına ilişkin görüşler üç bölümde ele alınmıştır.

ÖĞRETİM PROGRAMININ TEMEL YAKLAŞIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞLER

“BİZ” VE “YURTTAŞLIK” KAVRAMI: Programda söz edilen “Yurttaşlık” kavramının hangi anlayışa dayandığı net değildir. Eğer yurttaşlık, etnik bir temelde tanımlanırsa, programda söz edilen “Biz” kavramının içi sadece etnik olarak Türk-Müslüman vatandaşlarla ve onların tarihleri, masalları ve hayatlarıyla doldurulacaktır. Öte yanda yurttaşlık siyasal ve toprağa bağlı bir anlayışa dayandırılacaksa, bu durumda Türkiye’de yaşayan farklı etnik grupların temsiline de zemin sağlanacaktır. Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından atılan önemli adımlar mevcuttur. Örneğin, müfredata dahil edilen seçmeli Kurmanci, Zazaki, Abazaca, Adigece, Lazca ve Gürcüce Türkiye’de uzun yıllardır süre giden inkar politikalarının değişmeye başladığına ve yurttaşlık tanımının kapsamının etnik temelden uzaklaşmaya başlamasına işaret etmektedir. Müfredata dahil edilen bu yeni derste de Türkiye’de yaşayan farklı gruplara yer verilmesi (örneğin, basit bir şekilde ders materyallerinde Kürtçe, Ermenice, Lazca çocuk isimlerinin kullanılmaya başlanması), şüphesiz tek başına yeterli olmayacak, ama çoğulcu bir Türkiye hayal edebilme yolunda önemli bir sembolik adım olacaktır.

Ek olarak, derste benimsenen insan hakları yaklaşımının yurttaşlıkla sınırlı kalmaması ve insan haklarının yurttaş olsun olmasın herkesi (ör. Mülteciler, göçmenler, sığınmacılar, vatansız kişiler, vb.) kapsadığının öğrencilere aktarılması gerekir. Ayrıca, öğretim programının “biz” kavramı etrafında oluşturulması, çocukların insan haklarının evrensel olduğu ve herkesi kapsadığı gerçeğinden uzaklaşmasına yol açabilir. Bu sebeple, biz kavramı kullanılırken “biz”in dışında kalanların da haklarının olduğuna ve eşit şekilde korunması gerektiğine mutlaka vurgu yapılmalıdır.

“HAKLARIN KORUNMASI”:Programın temel olarak hakların korunması anlayışına dayandığı görülüyor. Hakların korunması, hak bilincinin geliştirilmesini ve demokratik katılımın artırılmasını kapsamadığında ve hakların değişen, gelişen yapısına vurgu yapmadığında, sadece var olan durumu korumak gibi dar bir anlayışa yol açabilir. O nedenle, özellikle aktif yurttaşlığa ayrılan kazanımlar da düşünülerek, hak sahiplerinin katılımına ve devletin hakları iyileştirme ve geliştirme sorumluluğuna ağırlık verilmesi yararlı olacaktır.

 YÖNTEM VE ÖLÇME-DEĞERLENDİRME

İnsan hakları eğitimi verilirken eğitmenin yaklaşımının, ortamın, kullanılan yöntemin ve eğitim malzemesinin içeriğinin insan haklarına saygılı, kültürel çeşitliliği gözeten ve ırk, dil, din, cinsiyet, cinsiyet kimliği/cinsel yönelim, etnik, ve yaş ayrımcılığı yapmayan, tüm insanları hak sahibi bireyler olarak gören (örneğin engellileri toplumda “yardıma muhtaç” bireyler olarak göstermeyen) nitelikte olması gerekmektedir.

Yöntem ve eğitim materyalleri/araçları: Hazırlanan taslak programda dersin yöntemine ilişkin, “çocukların belirlenen masalları okuması ve öğretmenin kolaylaştırıcılığında masal üzerine tartışılması“ gibi kısıtlı bir bilgi verilmektedir. Bu kısıtlı bilgi çerçevesinde;

- Tüm ders için tek çeşit materyal ve yöntem belirlenmesi; farklı öğrenme biçimleri olan çocuklar açısından sorunludur. Okuma ve tartışmaya dayalı bir öğretim programında görsel öğrenen ya da kinestetik öğrenen çocukları dışarıda bırakma ihtimalini oluşturmaktadır. O nedenle, öğretim programı farklı yöntem ve çeşitli araçlarla zenginleştirilmeye ihtiyaç duymaktadır. [1]

- Hangi masalların önerileceğinin ve/veya kullanılacağının bilgisine Öğretim Programında yer verilmemiştir. Günümüzde yaygın ve erişebilir olan masallar kültürel olarak değerli olmakla birlikte oldukça cinsiyetçi içeriklere sahiptir.[2] Öyküledikleri olaylarda yer alan kadın ve erkek karakterler çoğunlukla toplumsal olarak farklı cinsiyete atfedilen eşitsiz rollerle örülmüş durumdadır. Dolayısıyla masalların ana fikri ve öğrencilere kazandırabilecekleri değerler cinsiyetçi olup olmadıkları açısından  değerlendirilmelidir. İnsan haklarına ilişkin bir derste eğitim materyali olarak kullanılacak masallarda cinsiyetçi öğeler bulunup bulunmadığının mutlaka sorgulanması gerekir. Bu çeşitli yöntemlerle yapılabilir; örneğin masaldaki kadın ve erkek karakterlerin yerini değiştirerek masalı tekrar okumak ve değerlendirmek bunlardan biridir. Kullanılacak masalların cinsiyetçi nitelik taşımaması; eğer taşırlarsa da öğrenciler tarafından eleştirel gözle ele alınması gerekir. Masallardaki öyküsel kurguların daha çok yardım temelli olduğunu da görmekteyiz. Program çerçevesinde öğrencilere kazandırılması istenen yaklaşımın yardım temelliden ziyade hak temelli olması gerekmektedir. Dersin uygulanması çerçevesinde hem genel olarak, hem de özellikle insan hakları sorunlarına yönelik çözüm üretme konusu bağlamında bireylerin iyilikseverliğine ve inisiyatifine dayalı “yardım temelli” yaklaşımdan ziyade, devletin sorumluluğunun altını çizen hak temelli yaklaşımın benimsenmesi gereklidir. Dolayısıyla masallardaki içeriklerin bu gözle de değerlendirilmesi gerekir. 2013-2014 Eğitim ve Öğretim yılında Ders Kitaplarında İnsan Hakları III Projesi kapsamında kullanılan insan hakları tarama ölçütlerinin; masalların incelenmesi için kullanılmasını tavsiye ediyoruz.[3] Ayrıca masalların insan hakları açısından incelenmesinin yanında yaş grubu açısından uygunluğuna da dikkat edilmelidir. [4]

-  Tek “doğru”, tek “değer” içeren masalların seçilmesi, masalların hayal/gerçekdışı olması ve bu masallar üzerine tartışmayı yürütecek öğretmenlerin donanımlarının yeterli şekilde artırılmadığı durumlarda; insan hakları eğitiminin iki önemli kazanımı olan haklar ile gündelik yaşam arasında ilişki kurma ve eleştirel düşünme becerisi eksik kalacaktır.

Eğitmen yaklaşımı ve eğitim ortamı: Bu iki konuya taslak programda yeterince değinilmemiştir. İnsan hakları eğitiminde, belirlenen öğrenme hedeflerine ulaşmak, özellikle tutum ve davranış değişikliği için eğitimin tek bir dersle sınırlı kalmaması, derste anlatılan hak, ilke ve değerlerin başta eğitmen olmak üzere yaşama geçtiğinin çocuklar tarafından hissedilmesi, görülmesi ve eğitim ortamının güvenli, insan ve çocuk haklarına duyarlı olması oldukça önemlidir. 2015-2016 eğitim-öğretim yılında tüm 4. Sınıfların derslerine girecek sınıf öğretmenlerinin yeteri kadar güçlendirilmeden (bilgi, beceri, tutum, davranış) bu dersi verecek olması konusunda endişe taşımaktayız. Öğretmenlerin kapasitelerini artırmak için neler yapıldığı/yapılacağına ilişkin plan ve çalışmalar hakkında bilgi edinmek ve bu konuda çalışma yapan üniversite merkezleri ve STK’ların deneyimlerinden faydalanılması gerektiğini düşünüyoruz.

Ölçme – Değerlendirme: Hem süreç ve hem de sonuç odaklı bir ölçme değerlendirme anlayışını gerekli olduğu inancına katılmakla beraber, insan hakları eğitimi konusunda kapasiteleri yeterince artırılmamış öğretmenlerin gözlemlerinin tek “ölçme değerlendirme yöntemi” olmasını sorunlu buluyoruz. İnsan hakları eğitimlerinin ölçme-izleme ve değerlendirme süreçlerinde kullanılan farklı yöntem ve teknikler de dahil edilmelidir. Dersin verileceği ilk eğitim öğretim yılında bu eğitimlerin izleme ve değerlendirilmesine (özellikle bağımsız uzman ya da kurumlarla) yönelik araştırmaların yapılması ve yapılmasına teşvikin sağlanmasının katkı sunacağını düşünüyoruz.

ÜNİTE VE KAZANIMLAR

Öğretim programında maddeler halinde sıralanan üniteler ve öğrencilerin bu ünitelerle elde etmesi beklenen kazanımlar hakkında paylaşılan bilginin sınırlı olmasına karşın; ünitelere ilişkin  değerlendirmemizi aşağıda bulabilirsiniz..

Ünite 1. İnsan Olmak

Öğretim programı, soyut ve özcü bir yaklaşımla, ‘insan’ kavramıyla başlamakta ve aynı vurguyla devam etmektedir. Kabul etmek gerekir ki, ‘İnsan olmak nedir?’ gibi bir soru çocuklar için oldukça soyuttur ve o yaştaki çocukların bu soruyu gerçek hayatla bağdaştırması zordur(Y4.1.1). Bu nedenle, dersin anlatımında çocuklara ve gündelik yaşamlarına değecek kavramlar ve olaylardan yararlanmak gerektiğini düşünüyoruz. Eleştirel düşünmenin problem çözme ile geliştiğini göz önünde bulundurarak  buna uygun örnekler kullanmak gerekir. Örneğin, öğretim programının geneline hakim olan soyutluktan kurtulmak için hak yerine daha somut olan haksızlık kavramından yararlanılabilir.

Benzer şekilde, çocuklarda soyut çıkarımlara yol açabilecek ve insan hakları terminolojisinden uzak olan “can” ve “ten” kavramları yerine “yaşam hakkı” ve “beden bütünlüğü” gibi kavramlar kullanılmalıdır.

Ayrıca, hakların korunmasının ve geliştirilmesinin toplumdaki etkilerini kavrayabilmek için de, insan kavramının toplumla bağdaştırılarak ve öğrencilere toplumsal bağlamda tartıştırılarak anlatılmasını öneriyoruz.

Son olarak, insan haklarından ve insan olmaktan bahsedilirken ünitenin sonlarına doğru (Kazanım Y4.1.4)çocuklar ve yetişkinler arasındaki farklara vurgu yapılmasının çocuklar açısından karmaşa yaratabileceğini düşünüyoruz. Bunun yerine, hakların öğretilmesinde bütünlük ve kolaylık sağlayabilmek için “Hak, özgürlük ve sorumluluk” ünitesinde çocuk haklarından ayrı bir başlık olarak bahsedilmesini öneriyoruz.

Ünite 2. Hak, Özgürlük ve Sorumluluk

Kazanım Y.4.2.1’de belirtildiğinin aksine, insan haklarının ve haklara saygının hoşgörü ve sevgi gibi kavramlarla geliştirilmesi zor olabilir. Bu kavramlar, çocuklarda sadece yakınındakilerin ya da sevdiklerinin  haklarına saygı göstermenin yeterli olduğu algısı yaratabilir ve böylelikle insan haklarının evrenselliği ilkesini öğrenciler gözardı edebilir. İnsan hakları eğitimi verirken, insan haklarının sevgiden bağımsız ve herkes için geçerli olduğunu vurgulamanın elzem olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, insan hakları bağlamında değerlendirilince, ‘hoşgörü’ kelimesinin bireyler ve gruplar arasındaki eşitlik ilişkisini yok saydığını belirtmek isteriz.

Derslerde ele alınan insan haklarıyla ilişkili kavramların amaca hizmet edecek şekilde ve doğru kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Kazanım Y4.2.4’ün açıklamasında yer verilen,“kişilerin görüş, düşünce ve hislerine duyarlı olmamanın ayrımcılığa neden olacağı” ifadesinin ayrımcılığı tanımlamak için yetersiz kalacağı açıktır. Bunun yerine, derslerde Türkiye’nin de onayladığı uluslararası insan hakları sözleşmelerinde yer alan ayrımcılık yasakları tanımlarından faydalanılması gerektiğini düşünüyoruz.[5]

Ayrıca, ilkokul 4. sınıfa devam eden çocukların artık insan hakları belgelerinden haberdar olması gerektiğinden hareketle, ilgili üniteler işlenirken insan hakları belgeleri ve sözleşmelerine yer verilmesinin faydalı olacağına inanıyoruz.

Ünite 3. Adalet ve Eşitlik

Kazanım Y4.3.1’de farklılıkların doğal olduğuna yapılan vurgu yerine dersin aktarımında yapılması gereken vurgunun ‘farklılıklar vardır!’ olduğunu düşünüyoruz.

Aynı şekilde,Kazanım Y4.3.2’de eşitliğin sadece kurallar ve yasalar ile güvence altına alındığını söylemek, eşitlik kavramına sabit, değişmez ve hantal bir yapı kazandırabilir ve hakların gelişen yapısının aksine değişim ve dönüşüme izin vermeyebilir. Kaldı ki, Türkiye’de mevcut yasalarda yer alan eşitlik tanımının yetersizliğini dikkate aldığımızda, yasaların eşitliği sağlamak için tek başına yeterli bir referans olmadığını düşünüyoruz.

Ünite 4. Uzlaşı

Programın temel yaklaşımı açıklanırken (sf.4) “anlaşmazlıkları yapıcı bir dille, şiddete başvurmadan çözebilmenin de bir seçenek olduğunu görmek...”ifadesindeki ‘de’ ifadesi/bağlacı sehven yazılmış olabilir. Yine de, Ünite 4’ün uygulamasında şiddetin yer almadığı uzlaşmanın tek seçenek olarak ifade edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ünite 5. Kurallar

Bu ünitenin genelinde, kuralların durağan ve sabit olmadığını, bazen adil olamayabileceğini ve değişip dönüştüğünü kabul ederek, bunları çocuklara eşit ve aktif yurttaşlık temelinde aktarmak gerektiğini düşünüyoruz.

Ayrıca, öğretim programının bu bölümünde ağırlıklı olarak öğrencilerin kendilerinin koymadığı kurallardan bahsedildiği fark edilmektedir. Bunun yerine, öğrencilere yönelik “kurallar koyar ve bunlara uyulması için sorumluluk alır” söylemini geliştirmenin, dersin isminde de geçen ‘demokrasi’ kavramının altını güçlendireceğini düşünüyoruz.

Ünite 6. Birlikte Yaşam

Bu üniteye ve kazanımlarına dair düşüncelerimiz, Öğretim Programının Temel Yaklaşımına ilişkin Görüşler başlığı altında açıklanmıştır.

İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi öğretim programının geneline dair bir değerlendirme yapmamız gerekirse; haftada iki saat işlenecek bu ders, tek başına öğrencilerde ve öğretim ortamında insan haklarına uyumlu bir dönüşüm yaratmak için yetersiz kalacaktır. Bu nedenle, insan hakları ile toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık yasağı gibi ilkelerin diğer ders programlarında ve okuldaki diğer öğrenme ortamı ve süreçlerinde gözetilmesi gerektiğine inandığımızı belirtmek isteriz.

Ünitelerde uluslararası kurumlar tarafından önerilen ve uygulanmakta olan insan hakları eğitim programlarında yer alan başlıklardan yararlanılması umut verici olsa da, bu başlıkların altlarının nasıl doldurulacağının ve insan hakları ilkelerinin ne kadarının hangi yöntemlerle öğrencilere aktarılacağının önemli bir husus olduğunu düşünüyoruz. Program hazırlanırken kullanılan kaynakların öneriler doğrultusunda arttırılarak, dersi verecek olan öğretmenlerle paylaşılmasının bu noktada faydalı olacaktır.

Son olarak, alınan geri bildirimler dikkate alınarak hazırlanan daha detaylı bir program taslağının ve masallar başta olmak üzere derste kullanılacak tüm eğitim materyalinin öğretim yılı başlamadan değerlendirmeye açılmasını, ve programa nihai halinin bu şekilde verilmesini bekliyoruz, böylelikle sivil toplumun sürece daha etkin katılımı sağlanmış olacaktır.

 

Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Merkezi (SEÇBİR)  ile İnsan Hakları Eğitimi Ortak Çalışma Ağı (İHEA)[6] bileşenlerinden

Başak Kültür ve Sanat Vakfı

Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi

Eşit Haklar için İzleme Derneği

Engelli Kadın Derneği

Gündem Çocuk Derneği

Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM)

Tarih Vakfı

 

EK 1: DERS KİTAPLARINDA İNSAN HAKLARI PROJESİ 



[1] Kaynak bölümünde belirtilen Pusulacık, İnsanım, Bireyim, Yurttaşım gibi kaynaklara ek olarak İ. Gürkaynak ve ekibi tarafından farklı sınıf seviyelerine göre hazırlanmış “Ben İnsanım” serisini de öneriyoruz.

[2] Bu alanda yapılan araştırmalardan biri için bkz.

Sezer, M. Ö. (2010), Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, Evrensel Basım Yayın, İstanbul

[3] Tarih Vakfı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Araştırma/Uygulama Merkezi’nin geliştirdiği Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi-Niteliksel Tarama Ölçütleri ekte sunulmuştur.

[4] Anadolu Kültür tarafından hazırlanan farklı dillerdeki hikaye kitapları/masalların da incelenmesini öneriyoruz.

[5]Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi’nin 18 No’lu Genel Yorumu’nda ayrımcılık, “ırk, renk, cinsiyet, dil, din, politik ya da diğer görüşler, ulusal ya da sosyal köken, mülkiyet, doğum ya da diğer statüler gibi herhangi bir zemin üzerine dayandırılan, ve bütün hak ve özgürlüklerin eşit ölçüde bütün kişiler tarafından tanınmasını, kullanılmasını veya yararlanılmasını engelleme veya zayıflatma amacıyla herhangi bir ayırma, dışlama, kısıtlama veya üstünlük tanıma” olarak ifade edilmiştir.

[6] İHEA, insan hakları eğitimi ile ilgili doğrudan veya dolaylı çalışmalar yürüten ve bu konuda paylaşım ve güç birliği hedefleyen sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin insan hakları merkezlerinden oluşmakta ve 2013 Eylül ayından bu yana İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) kolaylaştırıcılığıyla bir araya gelmektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz. www.ihea.net.tr

 

İHEA bileşenleri, İzleme ve Değerlendirme Çalıştayı’nda bir araya geldi

Yayınlanma HABERLER

İHEA üyelerinin insan  hakları eğitimlerinin izleme ve değerlendirilmesi alanındaki bilgi ve becerilerini geliştirmeyi hedefleyen çalıştay 9-10 Mayıs 2015 tarihinde yapıldı.

31 Ekim-1 Kasım’da ilk ayağı düzenlenen ve Raoul Wallenberg Enstitüsü’nün desteklediği çalıştayın kolaylaştırıcılığını İnsan Hakları Eğitimi Ortaklığı’ndan (HREA) Felisa Tibbitts ve Raoul Wallenberg Enstitüsü’nden Seda Alp yaptı.

İki tam gün süren çalıştayda İzleme ve Değerlendirme Çalışmalarında İnsan Hakları Temelli Yaklaşım, Gösterge Geliştirme, Mantıksal Çerçeve Oluşturma,  Nitel ve Nicel  Verilerin Toplanması ve Analizi gibi başlıklar ele alındı.

İHEA bileşenleri, atölyede edindikleri bilgileri uygulamaya koymak için izleyebilecekleri yolları konuşmak üzere önümüzdeki günlerde tekrar bir araya gelecek.

TİHK ile İHE Politikaları Üzerine İstişare Toplantısı yaptık.

Yayınlanma HABERLER

İHEA üyeleri, Türkiye’de insan hakları eğitiminin geliştirilmesi ve desteklenmesindeki kilit role sahip olan Türkiye İnsan Hakları Kurumu temsilcileri ile 10 Nisan 2015 tarihinde bir araya geldi.

TİHK’ten Fatih Aydın, Asena Topçubaşı, Fazilet Köse, Aysu Uraz ve Zeynep Gökçe Zengin ile kurumun 2015’te başladığı İnsan hakları Kurullarının Desteklenmesi ve Kadın Hakları Projesi’nden (İNKAP) Pınar Alkan Yarıkkaya ve Sara Cocchi’nin katıldığı toplantıda, hem TİHK’in insan hakları eğitimi alanındaki politikaları ve çalışmaları hem de İNKAP kapsamında planlanan eğitimler hakkında bilgi alma ve soru, öneri ve eleştirilerimizi doğrudan kurum temsilcilerine iletme fırsatı bulduk.

Toplantıda TİHK’in mevcut personel ve kapasitesi ile eğitim çalışmalarını sistematik bir şekilde yerine getirmesinin zorluğundan bahsedilerek, bu zorluğu aşmak için sivil toplum örgütleri ve akademide bu alanda çalışan kişilerle işbirliği yapmanın önemi vurgulandı. Ayrıca, stratejik plan ile yeni hukuksal düzenlemelerin bir an önce bitirilmesinin insan hakları eğitimlerinin daha planlı ve bağlama uygun bir şekilde yapılmasına katkı sağlayacağı görüşünde ortaklaşıldı.

 

İHEA olarak, bu toplantıları başka kamu kurumlarıyla da bir araya gelecek şekilde belirli aralıklarla tekrarlamayı düşünüyoruz.

İHEA’dan Uluslararası Fon Kuruluşlarına Mektup

Yayınlanma HABERLER

Mali desteğinizle yürütülen ve kamu idaresi aracılığıyla gerçekleştirilen insan hakları eğitimi çalışmalarıyla ilgili bazı önemli konulara dikkatinizi çekmek ve önerilerimizi sunmak amacıyla bu mektubu yazıyoruz.

İnsan Hakları Eğitimi Ortak Çalışma Ağı (İHEA), insan hakları eğitimi ile ilgili doğrudan veya dolaylı çalışmalar yürüten ve bu konuda paylaşım ve güç birliği hedefleyen sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin insan hakları merkezlerinden oluşmakta ve 2013 Eylül ayından bu yana İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) kolaylaştırıcılığıyla bir araya gelmektedir.

İHEA olarak, insan hakları eğitimini temelde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1. maddesinde atıfta bulunulan "bütün insanların özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğduğu" fikrini ve bilincini ve insanların bir arada ve barış içerisinde yaşama kültürünü geliştirmeyi hedefleyen bir süreç olarak tanımlamaktayız. Türkiye’de çeşitli kurumların yürüttükleri insan hakları eğitimlerini izlemekle birlikte insan hakları eğitimi alanının  geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmekteyiz. Bu kapsamda, çalışmalarımız arasında kamu idaresi tarafından gerçekleştirilen insan hakları eğitimlerinin izlenmesi de bulunmaktadır.

Takdir edersiniz ki, her tek durumda insan onurunun ve insan haklarının etkin korunması, hukukun ve ulusal- uluslararası koruma mekanizmalarının yanı sıra; insan hakları bilgisi ve bilincinin yaygınlaşmasına, bu hakların benimsenmesine ve kişilerin bu haklar çerçevesinde kendilerine muamele edilmesini istemelerine bağlıdır. Bunu gerçekleştirmenin yolu ise kişilerin insan onuru ve haklarının farkında olmalarını, bu hakların neden korunması gerektiğinin bilincine varmalarını, onları korumayı içtenlikle istemelerini ve elbette neyin nasıl korunabileceğini bilmelerini sağlayacak bir eğitimdir.

İnsan haklarını korumada temel yükümlülüğü olan kamu idaresinin insan hakları eğitimleri düzenlemesi gerektiği de açıkça ortadadır. Türkiye’de özellikle İnsan Hakları Eğitimi 10 Yılı Ulusal Komitesi, TODAİE vb. yapılanmalar ile kamu idaresince başlatılan ve şu anda özellikle kamu idaresi reformu kapsamında başta adalet, yargı ve insan hakları bağlamında insan hakları eğitimlerinin yürütüldüğünü yakından takip ediyoruz.

Ancak başlığı insan hakları eğitimi olsa da gerçekleşen etkinliklerin yaklaşımı, odağı, içeriği, kapsayıcılığı, katılımcılığı gibi nitel özelliklerin yanı sıra; sayısı, hedef kitlesi ve maliyeti gibi nicel özelliklerinin erişilebilir olmaması, yürüttüğümüz izleme çalışmalarını muğlaklaştırıyor. Gerçekleşen eğitimler ile ilgili edinilen kısıtlı bilgiler ise ne yazık ki eğitim çalışmalarının hak temelli bir yaklaşımdan uzak, yasa ve yönetmelikler eğitimi olarak ağırlık kazandığına, dolayısıyla insan hakları eğitiminin bir hukuk problemi olarak ele alındığına işaret ediyor.

Oysa her tek durumda insan onurunun ve insan haklarının etkin korunmasını hedefleyen, bir arada ve barış içerisinde yaşamı mümkün kılmayı amaçlayan insan hakları eğitimleri doğası gereği bir süreçtir. Sürecin de insan hakları ilke ve değerlerine uygun olması gerekir. Bu, her bir eğitimin planlanması, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi aşamalarında katılımcı yaklaşımın benimsenmesini gerektirmektedir. Katılımcı yaklaşım ve süreçlerin olmazsa olmazları arasında ise kapsayıcılık, çoğulculuk, şeffaflık, hesap verebilirlik ve eşitler ilişkisinin sağlanması bulunmaktadır.

Bu doğrultuda tarafınızdan kamu idaresine insan hakları eğitimleri gerçekleştirmeleri konusunda mali destek sağlanırken aşağıdaki konuların göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz.

-  Oluşturulacak insan hakları eğitimlerinin planlama, uygulama ve izleme süreçlerine başta insan hakları alanında hak temelli çalışmalar yapan kamu dışı tüm yapıların (sivil toplum örgütleri, akademi vb.) dahil olmasını sağlayacak uygulama ilkeleri getirilmesi;

- Oluşturulan insan hakları eğitimlerinin “insan hakları temelli bir yaklaşım” ile yapılandırılması;

- Tamamlanan veya yürüyen insan hakları eğitimlerinin yaklaşımı, odağı, içeriği, kapsayıcılığı, katılımcılığı gibi nitel özelliklerin yanı sıra; sayısı, hedef kitlesi ve maliyeti gibi nicel özellikleri konusunda şeffaf ve erişilebilir bir bilgilendirme sistemi oluşturulması;

- Gerçekleştirilen ve gerçekleştirilecek insan hakları eğitimlerinin etki değerlendirmelerinin yapılması konusunda ilkesel kuralların belirlenmesi.

 

 

İnsan hakları eğitimlerinin amacına uygun yapılması konusunda ulusal ve uluslararası toplumda duyarlılığın artması dileğiyle!

 

Saygılarımızla,

 

İnsan Hakları Eğitimi Ortak Çalışma Ağı

SAVUNUCULUK KAMPANYASI İÇİN ARAÇLAR VE SOSYAL MEDYA KULLANIMI ATÖLYESİ

Yayınlanma HABERLER

“Demokratik Katılımın Güçlendirilmesi için Türkiye ve Avrupa’dan İyi Örneklerin Yaygınlaştırılması” projesi kapsamında düzenlenen eğitim toplantılarının üçüncüsü 03-05 Nisan tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi. STGM’nin ECAS ortaklığı ile Avrupa Birliği ve Türkiye arasında Sivil Toplum Diyaloğu III Siyasi Kriterler Hibe Programı kapsamında yürütülen projenin son eğitim çalışması savunuculuk ve iletişim üzerine yapılan atölye çalışmaları ile tamamlandı.

Eğitimin ilk günü Ulusal Demokratik Enstitü’den (NDI) Fehmi Ağduk politika belgesi oluşturulması sürecine dair uluslararası örnekler üstünden kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.

Eğitimin ikinci gününde katılımcı örgütler gruplara ayrılarak atölye çalışmalarına başladılar. Fehmi Ağduk örgütlerle politika belgesi yazım çalışmasını sürdürürken Demokratik Katılım Projesi Koordinatörü Özgür Tek ve STGM İletişim Sorumlusu Özgür Mehmet Kütküt tarafından infografik hazırlanması, blog tasarımı, kurumsal bilginin depolanması, içerik yaratma ve örgüt içi organizasyon şeması oluşturma konularında uygulamalı eğitimler yapıldı.

STGM Yönetim Kurulu üyesi Hakan Ataman ve KAOS-GL derneğinden STGM Yönetim Kurulu üyesi Murat Köylü kampanya değerlendirmesi ve lobicilik konularında katılımcılarla birebir oturumlar gerçekleştirirken, grafik tasarımcı Güngör Genç örgütlerin kampanyalarında kullanabilecekleri çeşitli tasarımlar konusunda çalışmalarda bulundu.

Üçüncü günün sabahı grup çalışmaları devam ederken öğleden sonraki oturumda Mehmet Kütküt google drive da anket tasarımı üstüne bir sunum yaptı ve örnek bir olay üstünden sosyal medya stratejisi hazırlanmasına dair bir çalışma gerçekleştirdi.

STGM Yönetim Kurulu Başkanı Levent Korkut’un katılımıyla gerçekleşen kapanış oturumunda eğitimlerin genel bir değerlendirmesi yapıldı ve STGM’nin sivil toplum örgütlerinin çalışmalarında sağlayabileceği desteklere ilişkin katılımcılardan gelen öneriler tartışıldı.

Proje kapsamındaki faaliyetler eğitimlere katılan STÖ’lerden temsilcilerle Brüksel’de düzenlenecek çalışma ziyaretleri ve atölye çalışmasıyla devam edecek.